Anasayfa
21 Eylül 2018 ( 714 izlenme )
Reklamlar

AKP'den Doktorlara 'Şarbon Teşhisi Koyma' Yasağı!

Araştırmacı Gazeteci Soner Yalçın, ülkenin gıda ve tarımda geldiği noktayı çarpıcı bir makale ile değerlendirdi. Hükümetin şarbon skandalını hekimlere yasak koyarak gündemden kaldırdığını öne süren Yalçın, bakın hangi raporun sümen altı edildiğini açıkladı!


A.Gramsci dedi ki: 
“İnsanı kafasından yakaladınız mı, kol ve bacak kolay gelir!” 
Türk insanının kafasını ele geçirmek için -Amerikancı 12 Eylül darbesinin  
desteğiyle- Turgut Özal ve liboş takımı 1980'de harekete geçti… 
İnsan aklını yok etme savaşıydı bu. Maalesef kazandılar. -Medya gibi-  
imalathanelerinde “yeni insan” üretip, “sürüye” kattılar: Sadece “işaret  
edilene” koşup, “işaret edileni” alan-alkışlayan “fikri/belleği iğdiş edilmiş  
insan” yarattılar: Ölü canlar! 
Çöküş böyle başladı; ve bugün AKP ile sürüyor yıkım… 
Çocukluğumun kitabıydı; Maksim Gorki'nin, Rus yoksullarının dünyasını anlatan  
“Ana” romanı. İşçi Pavel, anasına şöyle der: 
“İnsanların ruhunu öldürüyorlar anne, işte asıl cinayet bu. Halkın ruhunu  
kurutuyorlar ve hiçbir şey anlamaz hale  getiriyorlar.” 
Havalimanındaki emekçilerin direnişini bu nedenle anlamıyorlar. 
Ne sebebi biliyor ne de sonucu kavrıyorlar. Aklı köleleştiren 40 yıllık “serbest  
piyasa” hegemonyasının yarattığı çürümenin sonucuydu bu. 
Sadece işçilere yönelik değil tavır… Akılsızlık -ki aptallaştırma da denebilir-  
kendinin yok edilmesini bile destekler hale getirildi! Örneğin… 
Kurban Bayramı'ndan sonra Türkiye'nin dört yanında şarbon vakası görülmeye  
başlandı. İktidar şöyle önlem aldı; kamu hastanelerindeki hekimlere şarbon  
teşhisi koyma yasağı getirdi! Şarbon gündemden düşüverdi… 
Bu tehlikeli vakanın sebep sonuç ilişkisini konuşup tartışamadı bile! 
Asıl “ilacın”/çözümün ne olduğunun bilinmesini istemeyip, “din” sosuyla “işaret  
edilenin” kabul edilmesini istiyorlar.

Hekim zorunlu değil


Yandaş diyor ki: 
– Ülkemizde şarbon hep vardı, niye abartıyorsunuz?
Doğru. Az da olsa Türkiye'de şarbon vakaları görülüyordu. 
Ama asıl soru şu: 
– Kurban Bayramı'ndan sonra şarbon vakaları niye yaygın görülmeye başlandı? 
Soru aslında “ilacın”/çözümün ne olduğunu gösteriyor. Bakınız: 
Önce… Türkiye'de et ithalatı yasaktı. 20 Mayıs 1992 tarihinde et kombinaları ve  
soğuk hava depoları özelleştirme kapsamına alındı. 1990'lara kadar 35 iş yerinde  
faaliyetini sürdüren Et ve Balık Kurumu'nun, toplam 18 işletmesinin satışı  
yapıldı; 5 adedi bedelsiz olarak resmi kurumlara devredildi; 3'ü kapatıldı.  
Kalanlar yetersizdi. 
Sonra… Tıpkı 1980 yılında olduğu gibi, “Et fiyatları çok yüksek. İthalat, fiyatı  
aşağıya çeker” yalanı söylendi. 
Sonra… Yıl 2010. AKP ithal et yasağını kaldırdı. İthalat çığ gibi büyüdü. Geçen  
yıl 896 bin kesimlik hayvan ithal ettik. 
İşin tam da burasında bir soru eksik bırakılıyor: 
Kilosunu kaçtan alıyoruz? 
– Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker döneminde, 5 dolardan alındı. 
– Bakan Faruk Çelik döneminde fiyat 3.6 dolara kadar düşürüldü. 
– Bakan Ahmet Eşref Fakıbaba fiyatı 3.4 dolara kadar indirdi. 
Dünyada kilosu ortalama 4 dolar iken, Türkiye'ye 3.4 dolardan getiren hayvan  
ithalatçısı parayı nereden kazanacaktı? 
İşte… Ülkemize hastalıklı hayvan getirilmesinin sebebi bu soruda gizli.: 
Mehdi Eker zamanında inanılmaz para kazanan küresel şirketin bugünlerde  
getirdiği hayvanlar o kadar zayıf-bakımsızlar ki, uzun gemi yolculuklarında  
mikroplara karşı güçlü olamıyor! 
Al sana şarbon! 
Al sana denetimsiz serbest piyasa! 
Bu sebeple… Nisan ayı sonunda ithal hayvanların sağlık denetimlerinde veteriner  
hekim bulunma zorunluluğunu kaldırdılar!

Acı gerçek

1980 yılı itibarıyla milli tarımımızı katlettiler. 
Tek örnek vereyim: 
1980'de… Nüfus başına bir koyun düşerken, günümüzde bu sayı dört kişiye bir  
koyun haline düştü! Keçi sayısında azalma daha vahim… 
Peki… 
Aynı tarihsel süreçte Hollanda'nın; 50 bin hayvan üreticisi sayısı nasıl 3  
milyona; ve 1.9 milyon sığır sayısı 14.5 milyona yükseldi? Devlet bunu  
kooperatifler aracılığıyla planlamayla yaptı. 
Öte yandan… 
AB-ABD, “serbest piyasa” yalanıyla yerli üretimimizi yok etti. Kırmızı et  
tüketmede dünya üçüncüsü Türkiye'yi kendi başına bırakırlar mıydı hiç? 
Sonuçta… Devlet et piyasasına müdahale etmediği sürece şarbon gibi nice  
tehlikelerle-aldatmacalarla karşılaşacağız. Yeri geldi yazayım: 
Hollanda gibi Avrupa ülkelerinden büyük parçalar halinde dana et ithalatı  
yapıyoruz. Bu ithal dana etleri, Türkiye'deki bir-iki et kombinasında küçük  
parçalara bölünerek marketlerde satılıyor. Geçen gün… 
Ünlü bir markanın köftesi içinde hem dana, hem inek eti tespit edildi.

Firma  
pahalı ithal et köftesi içine, kendi üretimi ucuz inek eti karıştırmıştı! Sonra  
ne oldu? Rapor sumen/hasır altı ediliverdi! 
Etteki oyunlar bitmez: Soya küspesinden “annemin köftesi” yapıyorlar! Bu tür  
ayrıntıları “Saklı Seçilmişler” kitabımda yazdım. 
Acı gerçek şu: 
Kafasından yakalanan insan hızla kendini/ülkesini yok ediyor! 
“Kol” ve “bacağındaki” yaraların sebebini kavrayamıyor!"

Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Mehmet Ali Erbil'den kötü haber! VİRÜSLÜ BEBEK MAMASI SKANDALI! SON DAKİKA..Dolar Yasaklanıyor ! ! ! Yaşar Okuyan'dan yıllar sonra çarpıcı Hülya Koçyiğit itirafı