Anasayfa
13 Ağustos 2018 ( 3747 izlenme )
Reklamlar

Dağdan Toplayıp 450 TL’ye Satıyorlar

Antalya’nın Demre ilçesinde oturan Korkmaz ailesi, doğadan toplanan ve halk arasında ’çalba otu’ olarak bilinen Anadolu ada çayı bitkisinden damıtma yöntemiyle elma yağı üretimi yapıyor. Bir sezonda toplam 100- 120 kilo elma yağı üretimi yapabilen aile, ürettikleri yağı kilosu 430- 450 liradan satışa sunuyor.

Demre’ye bağlı Çevreli Mahallesi’nde oturan Korkmaz ailesi, Orman İşletme Müdürlüğü’nden alınan izinle vatandaşların doğadan topladığı çalba otunu satın alıyor. Çuvallar içerisindeki otlar boş bir alana serilerek birkaç gün güneşte bekletiliyor. Ardından birbiri üstüne yerleştirilen iki bakır kazana çiğnenerek sıkıca dolduruluyor. Kazandaki çalbalar, su ile nemlendiriliyor. Yüz kilo çalbaya yaklaşık 20 litre su konuluyor.

Birbiri üstüne kapatan iki kazan arası çamurla sıvanarak aşağıdan verilen ısı ile damıtma işlemi başlıyor. İki kazana ortalama 100 kilo çalba dolduruluyor. Yaklaşık 3 saat süren damıtma işleminin ardından ortaya çıkan elma yağı bir kapta toplanıyor. 100 kilo çalba bitkisinden yaklaşık 700 gram elma yağı üretilebiliyor.

*****

Japonların hastalıkları iyileştiren sırrı bu! Sabah uyanır uyanmaz… okumadan geçmeyiniz
Su içmek kimi insanların aklına bile gelmez ama o kadar faydası var ki okudukça şaşıracaksınız… Japonların uyanır uyanmaz ilk iş olarak su içme alışkanlıkları olduğunu biliyor muydunuz? Çok eski tarihlere dayanan Japon Su Terapisi pek çok hastalığı iyileştirmede kullanılıyor. Japonlar dinç yapılarını da buna borçlu. Suyu içmenin vakti kadar içmemek gereken zamanları da biliyorlar. İşte Japonların suyla iyileştirdikleri hastalıklar ve bunun formülü;

Japon Su Terapisi gastrit, diyabet, hiper tansiyon, astım, kabızlık, ishal, göz hastalıkları, hemoroid, bronşit, tüberküloz, kalp problemleri, epilepsi, kulak burun boğaz hastalıkları, artirit, kanser, adet düzensizlikleri, böbrek ve idrar yolları rahatsızlıkları gibi oldukça ciddi ve yaygın hastalıkla mücadelede kullanılan doğal bir yöntemdir.

Boş mideyle su içmeye dayanan Japon Su Terapisi sabah ilk iş olarak yapılmalıdır. Dişinizi fırçalamadan önce 640 ml (yaklaşık 4 bardak) su için. Suyun florid içermemesine dikkat edin. Dişinizi fırçalayıp ağzınızı temizleyin ama 45 dakika boyunca hiçbir şey yemeyin.

Her zamanki gibi kahvaltınızı yapın. Kahvaltıdan sonra 2 saat boyunca hiçbir şey yemeyin. Orijinal Japon geleneklerine göre su hafif sıcak olmalıdır, ne soğuk ne de oda sıcaklığında olmamalıdır. Uzak doğuda insanlar yemek sırasında asla soğuk su içmezler. Onun yerine sıcak çay önerilir.

Hipertansiyon için 30 gün, – Diyabet için 30 gün, – Gastrit için 10 gün, – Kabızlık için 10 gün, – Tüberküloz için 90 gün, – Kanser için 180 gün Artrit sorunu olan kişiler bu terapiyi ilk hafta sadece üç gün yapmalı ve sonra da günlük uygulamaya geçmelidir.

Eğer sabah uyanır uyanmaz bu kadar büyük miktarda su içmekte zorlanıyorsanız bir – iki bardakla başlayıp zaman içinde 4 bardağa çıkarabilirsiniz. Böbreklerimiz saatte 800 ml ile 1000 ml suyu süzebilir. Bu nedenle bir seferde 4 bardaktan fazla su içilmesi de zamanla böbreklere zarar verebilir.

Japonya’da oldukça saygın bir yere sahip olan ve yaygın bir şekilde uygulanan Japon Su Terapisi’nin bilinen herhangi bir yan etkisi yoktur ve günlük rutininize dahil ettiğinizde genel sağlığınızın daha iyiye gitmesine yardımcı olur.

Bilim Açıklaması: İnsan midesinin ayakta ve oturur vaziyetteki pozisyonu farklıdır. Ayakta duran bir insan eğer sıvı gıda içerse doğrudan doğruya onikiparmak bağırsağına geçer. Midenin küçük eğriliğine uyan kısmında Waldeyerin mide caddesi denen oluk bulunur. Sıvı gıdalar bu yolu takip ederek zaten devamlı küçük bir açıklığı olan mide çıkışını (pilor) geçerek onikiparmak bağırsağına (duodenum) geçer.

Eğer insan sıvıyı oturarak içerse bunlar önce midede birikir, asitle karışarak mikropları ölür ve sonra onikiparmak bağırsağına geçer. Bu durumda oturarak su içme usulüne uymakla insan kolera dahil, bir çok insan hastalıklarından korunmuş olur.

Ayakta içildiğinde tazikli su sıkılmış gibi organlar hırpalanıyor. Halbuki oturur vaziyette su kıvrılarak yavaş yavaş gidiyor. Bunu akarsularımızdan menderese benzete biliriz. Su yavaş yavaş kıvrılarak gider akıntısı yavaştır.

Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Kandilli'nin müdüründen korkutan Marmara depremi açıklaması! Gökçek'ten İnce ile ilgili çok konuşulacak tweet! BM'den flaş uyarı: Savaş çıkabilir Dünya Ajanslarını dehşete düşüren sapkınlık. Atacak başlık bulamadık