Anasayfa
17 Eylül 2018 ( 279437 izlenme )
Reklamlar

İngilizce Öğretmeninin Atatürk'e hakaret eden Safiye'ye yazdığı mektup paylaşım rekoru kırıyor....

Sevgili Kızım Safiye;

Bugün, benimle ilgili sarfettiğin kötü sözleri duydum. Üzülmedim desem yalan olur. Ama ne için, ne kadar üzüleceğime bir türlü karar veremedim. Sana mı üzüleyim, kendime mi üzüleyim yoksa benim gibi seçilmiş ve adıyla hitap ettiğin şuan ki cumhurbaşkanınız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a mı üzüleyim, bunların hepsini geçtim, senin başını örterek, ahlaki yetişkinliğe ulaştığını zannedip, büyüklere saygıyı ve mezarlıkta küfür edilmeyeceğini öğrenemediğini öğrenen ailene mi üzüleyim…

Bu laflarını ve bana karşı yapılanları düşündükçe, aklıma neyi eksik yaptım sorusu gelmiyor değil. Dağılmakta olan bir imparatorluğu, dört bir tarafı düşmanla çevrili Anadolu’yu, köylerinde Rumların tecavüzlerine maruz kalan analarımızın olduğu şehirleri, silah arkadaşlarımla bir olup, gece gündüz demeden savaşarak kurtarmaya çalıştık…

Biz de bilirdik, Kazım Karabekir’le, İsmet İnönü’yle, Fevzi Çakmak’la Avrupa’ya kaçmayı, Londra’da, Paris’te, Roma’da senin gibi aylak aylak gezmeyi, elinde kameralarla fotoğraf çekenlere 5 sterlin verip, Osmanlı’nın arkasından atmayı…

Ama yapmadık, yapamadık. İçimizde ki vatan sevgisi bu isteklerimizi yendi…

Kimimiz evinden barkından oldu, kimimiz anasını, kimimiz eşini, kimimiz çocuklarını kaybetti… Ama hiç pes etmedik…

Beni zaten biliyorsun, umarım öğretmenlerin anlatmıştır, hayatımın hepsi cephede geçti sayılır. Evlenip, soyumu devam ettirmek için zaman bile bulamadım…

Senin yaşında, cephe de binlerce Anadolu kadını öldü, senin bu günleri görebilmen için biliyor musun? Nene Hatun’u anlattılar mı sana ondan haberim yok ama bence iyi bir araştır…
Diyorlar ya, ben Osmanlı’yı dağıtmışım… Ben dünyaya gelmeden zaten Osmanlı birçok toprağını kaybetmişti… Balkanlarda, doğu da, güneyde kalmamıştı bir yer… Anadolu komple işgal altındaydı…

İşte biz silah arkadaşlarımızla Türklerin anayurdu bildiğimiz Anadolu’yu geri aldık…

Geri alınca da halkı yönetime katalım, halkın sözü olsun diye Cumhuriyeti ilan ettik. Cumhuriyeti hiç ortaya çıkarmasaydım, İmparator gibi bir hayat yaşardım onu belirteyim. Ama, Orta Asya’dan geldiğinden beri özgürlüğüne düşkün olan asil Türk Milletine en uygun yönetim şekliydi Cumhuriyet…

Cumhuriyeti ilan eder etmez ilk işimiz, Osmanlıyı parçalanmasına hız katan, senin gibi körpecik beyinleri istedikleri şekilde yıkayan, dini kendilerine göre öğreten tekke ve zaviyeleri kapatmak oldu… Bırakalım da insanlar, son güzel dini, tertemiz kutsal kitap Kuran’dan öğrensinler istedik…
Tevhidi Tedrisat kanunu çıkarak Eğitim-Öğretimi birleştirdik, kız çocuklarının okuması için önlemler aldık. Hatta sen bilmezsin belki, büyüklerine sor… 29 tane İmam Hatip Okulu ve İlahiyat Fakültesi açtık…
Kadınlarımız ezilmesin, yönetimde söz sahibi olsun diye, birçok Avrupa ve Dünya ülkesinde bile yokken, kadınlara seçme ve seçilme hakkı verdik… Kadınları iş hayatına yönlendirdik, devlet memurlukları görevine aldık… Ezilmeyin, yücelin diye…

Kızım;

Bu ülke, bu millet öyle yüce bir millettir ki… Biz, Osmanlıyı kuran Ertuğrul Gazi’yi de minnetle anarız, İstanbul’u fetheden Fatih Sultan Mehmet’i de, Anadolu’yu Türk Yurdu haline getiren Alparslanı’da…

Biliyor musun, Cumhurbaşkanı olduğum dönemde, Arap Kralı, Beytullah- Kabe’yi kaldıracağına dair bir söz sarfetmiş ve krala bunun karşılığında Türk Ordusuyla Arabistan’ı yerle bir edeceğimi belirtmiştim…

Unutma yavrum, “Tarihini unutmuş bir millet, başka milletlerin avı olmaya mahkumdur…”
Ömrüm yetmedi, 57 yaşında göç ettim fani dünyadan…

Ömrümü Türklüğe adadım… Ölmeden önce, “Benim naçiz vücudum elbet bir gün yok olacaktır, ama Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır” dedim…

Mirasımın büyük bir kısmını, Türk Tarih Kurumuna ve Türk Dil Kurumuna bağışlamak için talimat verdim…

Şahsi meselem Hatay Sorununun çözüldüğünü göremesem de, olayın tamamen bizden tarafa çözülmesi için tüm girişimleri yaptım…

Bugün, bana kötü sözler sarfettiğin yer var ya, Anıtkabir, orayı ben yaptırmadım… Benim isteğim, Hatay, Dörtyol’a gidip, hayatıma orda devam edip orda kalmaktı… Olmadı, İstanbul’da, acımasız bir hastalığın pençesine düşüp, orada öldüm…

Benden sonra gelenler de, benim için bir anıtmezar yaptırmayı düşünüp, Ankara’ya nakletmişler naaşımı…

Mektubumu fazla uzatmak istemiyorum…
Ben senin yaşındayken, askeri okulu bitirmiş, ülkeme nasıl hizmet ederim hesabı yapıyordum…

Sen de bundan sonra ki hayatında güzel şeylerle anılmak istiyorsan, ülken için, Türklük için, dinin için güzel şeyler yap…

Ben hala bütün ümidimin gençlikte olduğuna inanıyor ve seni en kalbi duygularımla selamlıyorum…

Gazi Mustafa Kemal

“ diye bir mektup yazardı heralde bu kızımıza Ulu Önderimiz”

Saygılarımla

Hanefi Zobar 👏🙏🇹🇷
Ingilizce öğretmeni

*****

Bikinili Müslümanlık, tesettürlü münafıklık...Din eğer “güzel ahlâk”sa ne bikiniye ne de tesettüre....
Memlekette herkes Anıtkabir’e gidip oradan “canlı yayın”la Atatürk’e hakaretlerini sosyal medyada paylaşıma açan Safiye’yi konuşurken bir diğer sosyal medya paylaşımı tam da nasıl birbiriyle 180 derece zıtlık içinde “iki Türkiye”de yaşadığımızın resmi olacak şekilde karşımıza çıktı. 
Beren Saat, eşi Kenan Doğulu ile Datça’da tatilde. Öyle Maldivler’e falan gitmemişler. Oralara rağbet artık bizim dindar-muhafazakâr zenginlerden oluyor. Malûm

 “Jet Fadıl”ın da (Akgündüz) bu “Müslüman burjuvazi”ye yönelik ultra lüks haremselamlık tatil imkânı sunan bir Caprice Gold projesi vardı Maldivler’de, 250 özel (mahrem) plajlı bir “ada-otel”de... Tesise ad olarak da “Ebu Eyyüb El Ensari House” uygun bulunmuştu: “Hz. Eyyub El Ensari nasıl ki ‘Kötüden İyiye Geçiş’ anlamına gelen ‘Hicret’ günü, Peygamber Efendimiz SAV’ı Medine’deki evinde misafir ettiyse, tüm dünya Müslümanlarını Caprice Gold Maldivler’deki Ebu Eyyub El Ensari’nin Evi’nde misafir olmaya davet ediyoruz.” 
“Jet”imiz böyle dedi ve “Müslüman”lardan “Müslümanlık” adına 25 milyon 431 bin lira toplayıp bırakın otel inşaatını bir şantiye bile kurmadı! Her zamanki gibi milleti dolandırıp hapsi boyladı. 
Düzenbaz “Müslüman” Fadıl’dan küfürbaz “Müslüman” Safiye’ye kurulabilecek bir köprü var mı, var. 
Adı “dinbaz siyaset” bu köprünün… 

***

Beren Saat ise bu memlekette “Hatırla Sevgili” ile başlayan dizi-oyunculuk kariyerinde “Aşk-ı Memnu”da Bihter, “Fatmagül’ün Suçu Ne?”de Fatmagül karakterleri ile unutulmazlaşıp zirveyi görmüş bir isim… Eşi Kenan Doğulu, müzik kariyerinde artık olgunluk, hatta “ustalık” dönemini yaşayan, ama her daim “genç” kalabilen bir değer… 
Türkiye adına ferahlık nişanesi bir çift onlar… 
Datça’da tatildeler ve yılın yorgunluğunu atmaya çalışıyorlar. 
Beren, Datça tatilinden bikinili bir fotoğrafını sosyal medya hesabına koyuyor. Hemen, hem de İngilizce bir homurtu düşüyor resmin altına not olarak: 
“Müslüman mısın?”

***

Bu soruyla bu memlekette Türkiye’nin “bir kısım”, ama elbette hiç de azımsanmayacak bir kısım yurttaşlarının hiç karşılaşmamışlığı var mıdır?.. 
Yoktur. 
Ramazan’da oruç tutmayıp bir şeyler yeme “gaflet”inde mi bulundunuz? Yanınıza yaklaşmıştır birileri, asık ve tehditkâr bir suratla: “Müslüman mısın?!”
Mini etek ya da şortla otobüse mi bindiniz?.. Sataşmıştır tacizci- meşrep biri hemen: “Müslüman mısın?!” 
Konuştuğunuz çocukla ele ele yürüyüp, sahil yolunda bir bankta sarmaş dolaş oturup üstüne üstlük bir de öpüştünüz mü?.. Linçe meyyal bir ruh hali ile yaklaşıp dişlerini göstere göstere hönkürecektir birileri: “Müslüman mısın?!” 
İçi-dışı bir bu kişilik ve yaşam tercihi dışavurumları karşısında, dışı ne kadar “sofu” olsa da içinin ne idüğü belirsiz birileri çıkar ve kaba-saba, cemaatçi, bağnaz bir ahlâk bekçisi oluverirler karşınızda. Din adına, İslâm adına, Müslümanlık adına… 
Zordur bunlarla baş etmek. İşin içine inancı, kutsalı, maneviyatı kattıkları için… 

***

Ama işte bir parça sakinlik, olgunluk ve en önemlisi “medenilik”le hem bu hasta ruhlu varlıkları nötralize etmek, hem de Müslümanlığı bunların elinden alıp dinin namusunu kurtarmak mümkündür. 
Beren tam da bunu yapmış ve bikinili fotoğrafının altına 
“Müslüman mısın” yazan dinbaza şiir gibi cevap vermiş: “Müslüman olarak doğdum. Laik ve bağımsız bir kadınım. Tanıştığımıza memnun oldum.” 
Hep söylüyorum, gün gelecek toplumun neşesini yok edip, melezliğini parçalayıp geleceğini karartan ve tüm bunları din diye diye yapan irili-ufaklı, resmi-sivil, saraylı-alaylı dinbazların dine verdikleri zararı da memleketin laik yurttaşları onaracak. 
Dikkat edin Beren’in sözüne: Müslüman olarak doğdum, laik ve bağımsız bir kadın oldum diyor. Yani Müslümanlığın üzerine laikliği ve bağımsız bir kadın- birey-yurttaş olmayı eklediğini söylüyor. 

***

Bu durumda siz hangi “Müslüman”ı tercih edersiniz? 
Bu ülkenin varlık bulmasındaki öncü ve belirleyici vasfı, buna bağlı önem ve değeri ortada bir tarihsel şahsiyetin kabrine gidip arkasından hakaretler yağdıran; sonrasında da baltayı taşa vurduğunu anlayıp “Bunları bir arkadaşıma inat olsun diye çekip sadece ona yollamıştım” diye kıvıran tesettürlü Safiye’yi mi?.. 
Yoksa bireysel yaşam tercihini cesaretle, özgürce, yüreklice kamuoyuyla paylaştığı için hadsizce “din adına” sorgulanan, ama bu tavra sakince, medenice, nazikçe ve hiç kıvırmadan cevap veren bikinili Beren’i mi?.. 
Anlaşılıyor ki dinin de dinsizliğin de, Müslümanlığın da münafıklığın da işareti ne başörtüsü, ne bikini… 
Din eğer “güzel ahlâk”sa ne bikiniye ne de tesettüre, ama sadece ve sadece kalbe bakacaksınız!..



Tayfun atay

Cumhuriyet

Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

HELAL OLSUN SANA KOCASININ 20 YAŞINDAKİ KIZA... İstanbul'da toplu ulaşım yüzde 50 indirimli olacak İş çıgrından çıktı iyice CHP'DEN ŞOK AÇIKLAMA! Isparta'daki Uçak Kazasıyla İlgili Bomba İddia...İçinde toryum fizikçilerimizin olduğu Isparta'da ki uçak kazasıyla ilgili bomba iddia!