Anasayfa
12 Ekim 2018 ( 54 izlenme )
Reklamlar

Özal ve Baba Buş... 'BİRİNCİ KÖRFEZ SAVAŞI'

1991 BİRİNCİ KÖRFEZ SAVAŞI

Kuveyt’in işgaliyle başlayan krizin çözümü için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ilk adımlarını atmaya başlamış; 30 Kasım 1990’da, Irak’ın 15 Ocak 1991’e kadar Kuveyt’ten çekilmemesi halinde kuvvete başvurulmasını öngören bir karar alınmıştı. Irak’a askeri harekat yapılması konusunda ısrarlı olan ABD Türkiye’den ne istiyordu? Dönemin Dışişleri Bakanı Alptemuçin bu istekleri şöyle sıralıyor(1);

‘’TÜRK ORDUSU ABD ÇIKARLARINA GÖRE KONUŞLANIYOR’

‘ABD bu kriz sırasında Ankara’dan 3 konuda yardım istedi. Birincisi; Türkiye’deki üslerin Irak’a yönelik hava harekâtında kullandırılması isteği idi, Özal kabul etti. İkincisi; Saddam’ın Kuveyt cephesindeki asker sayısını azaltması için, Türkiye’nin Irak sınırına asker kaydırması, Özal bunu da kabul etti.” 

‘TÜRK ORDUSUNUN MANEVRASIYLA ABD’NİN İŞİ KOLAYLAŞIYOR’

“Türkiye bu iki talebe olumlu cevap verirken, Suudi Arabistan’da toplanan koalisyon kuvvetlerine birlik gönderilmesi isteği ise Özal’ın ısrarına rağmen, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin karşı çıkması sonucu gerçekleşmedi. Türkiye bu doğrultuda 180,000 kadar askerini Irak sınırına kaydırarak, Irak’ın kuzeyde 8 tümen tutmasını sağladı ve böylece koalisyon güçlerinin üzerindeki yük hafifletildi. Bir yanda savaşı önleme çabaları, diğer yanda savaş çıkarsa senaryoları Ankara’da ilerleye dursun, 16/17 Ocak 1991 gece yarısı savaş başladı’
Reklamlar

 …

BİRİNCİ KÖRFEZ SAVAŞI BAŞLIYOR

16/17 Ocak 1991 gece yarısı savaş başlamıştı... 
Çöl Fırtınası adı verilen savaşta, ABD öncülüğünde Irak’a karşı girişilen büyük çaplı bir hava bombardımanıyla adımlar atılmıştı. Savaş boyunca kesilmeden süren bu hava bombardımanı sayesinde, birkaç hafta içinde Irak’ın komuta ve iletişim altyapısı, elektrik üretim kapasitesi, havaalanları ve hava savunma sistemi, kimyasal silah ve nükleer araştırma tesisleri büyük ölçüde yok edilmişti. 

40 GÜNDE SAVAŞ BİTTİ

27 Şubat’ta, Irak Cumhuriyet Muhafızları saf dışı edildi.
28 Şubat’ta, ABD başkanı George Bush ateşkes ilan ettiğinde, Irak’ın direnişi bütünüyle kırılmıştı.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 686 sayılı kararının Nisan ayının ilk haftasında Irak tarafından kabul edilmesi ile birlikte savaş resmen sona erdi.

ABD ORTADOĞU’YA KALICI OLARAK İNİYOR

Başkan Bush, 6 Mart 1991’de ’ta Amerikan Kongresinde yapmış olduğu konuşmada Ortadoğu’da kalıcı olacağının işaretlerini de veriyordu(2);

‘ORTADOĞU’DA YENİ SİSTEM KURULUYOR’

‘Amerika’nın hayati çıkarlarının müstakar ve güvenlikli bir Körfez’e bağlı olması nedeniyle Orta Doğu’da bir güvenlik sisteminin kurulması; Bu güvenlik sistemi bölge ülkeleri tarafından gerçekleştirilmeli, fakat Amerika da buna yardımcı olmalıdır; Bölgede kitlesel imha silahlarının yayılmasının önlenmesi ve buna Irak’tan başlanması; Orta Doğu’nun doğal kaynakları zengindir. Bu zenginlik (yani petrol ve su, (Başkan Bush, hükümranlık haklarımızın olduğu ve bizim olan Dicle ve Fırat sularından bahsediyor) bütün bölge ülkelerinin refahı için kullanılmalıdır’.

TÜRKİYE ABD’Yİ DESTEKLİYOR

Diğer taraftan Amerikan Savunma Bakanı Dick Cheney de aynı yılın Nisan ayında yaptığı bir konuşmada, ‘Orta Doğu’nun petrol kaynaklarını, Amerika’nın çıkarlarına ters düşen her hangi bir devletin kontrolü altına almasına Amerika’nın izin vermeyeceğini’ söylüyordu . 

Görülüyor ki Körfez Savaşı ile Amerika ağırlığını Ortadoğu’ya koyarken, ortaya attığı ilkelerle de Orta Doğu’nun yeni resmini şekillendiriyordu ve tüm bu işler için de Türkiye’yi kullanıyordu…

İLK SIĞINMACI SORUNU BAŞLIYOR

Savaş sonrasında, Saddam yönetimini hedef alan halk ayaklanmaları ülkenin önemli bir bölümünü sarmıştı… Mart 1991’de, önce Basra ve çevresi, ardından Bağdat’a sıçrayan Şii ayaklanması Irak kuvvetlerince sert biçimde bastırılırken, Şii ayaklanmasından birkaç gün sonra da kuzeyde Kürt ayaklanması başlıyordu. Saddam’ın kuzeye yönelmesiyle, toplu katliam korkusunu yaşayan yaklaşık 1,5 milyon peşmerge Türkiye ve İran sınırlarına yığılmıştı. 

Saddam Hüseyin’in ayaklanmalara karşı giriştiği sindirme harekatının ulaştığı boyutlar ise yeni bir krize kapıları açıyordu. Türkiye’de Özal siyaseti konuya yine insancıl amaçlarla yaklaşıyor, yardım elini yine peşmergelere uzatıyordu. Ama kaybeden yine Türkiye olacaktır… 

Yıllar sonra bu gerçeği Genelkurmay Başkanlığı kamuoyuna şöyle açıklanacaktır(3);

‘TÜRKİYE ZARAR GÖRDÜ’

‘Birinci Körfez Savaşı’na Türkiye Cumhuriyeti koalisyon güçlerine destek vermiştir. Ancak sonucunda Türkiye zarar görmüştür. Savaş sonunda Saddam’ın Kuzey bölgeye saldırısı sonucunda 100 binlerce insanın Türkiye’nin hudutlarına yığılmıştır. Bunlara en büyük desteği Türkiye verdiği halde Türkiye suçlanmıştır ve o yığılan insanlar ‘burada bir Kürt sorunu var’ diye dünya kamuoyuna mal olmuştur.’ 

TERÖR ÖRGÜTÜ SİLAHLANIYOR

Öte yanda Saddam, savaş sırasında Türkiye’nin ABD tarafında yer almasına kızmıştı; Kürtlerin Türkiye sınırına yığılması ve olası bir müdahalenin Türkiye tarafından yapılması ihtimaline karşılık PKK ile doğrudan ilişkiye giriyor ve örgütü, Irak kuzeyinde Türkiye’ye karşı bir savunma hattı oluşturmak üzere destekliyordu. 

ABD’li müttefiklerin görmezden geldiği bu destek sonucu PKK, Şemdinli güneyinde yer alan Hakurk, Ari, Lolan ve Basyan, Çukurca güneyinde Avaşin, Şırnak güneyinde Haftanin, Sinat ve Zap gibi önemli alanlarda mevzi kazandı; Körfez Savaşı bittiğinde sayısal gücü on bini aşkındı.

SONUÇ

Özal siyasetinin ABD politikası ve bu politika üzerinden Birinci Körfez savaşında ABD’yi desteklemesi Türkiye’yi zarara uğratmış, Türkiye’nin ulusal birliğini bugün yaşanılan ve uluslararası arenaya çekilen Kürt sorunu ile karşı karşıya getirmiştir. 

Türkiye’nin hangi ulusal çıkarını korumak adına bu savaşa müdahil olduğuna gelince, bunu hala kimse bilmiyor ama mutlaka Özal’ın böyle davranmış olmasının ardında bir neden vardır ve bu gizli kalmayacaktır…

Erdal Sarızeybek

Yaralanılan Kaynak:

1. Alptemuçin, ‘Özallı Yıllar’, s. 313.
2. Armaoğlu, ‘20.Yüzyıl Siyasi Tarihi’ s. 887.
3. Genelkurmay Başkanlığı resmi basın açıklaması, 12 Nisan 2007.

Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

“İntihar Etmeyelim Diye Başımıza Nöbetçi Koyuyorlardı” Bu ilkel kabile kadınlarının Hamile kalmak için öyle bir yöntemleri var ki 'Sürekli tehdit alıyorum, şimdi de ülkemden uzaklaşmaya ihtiyacım var' "HERKES KATILACAK" Dediler... TEPKİ BÜYÜK!.. JET ÇARK!..