Anasayfa
20 Eylül 2018 ( 264 izlenme )
Reklamlar

OZAN ARİF BAHÇELİYE SERT ÇAKTI YİNE YAHU BU KADAR KEPAZELİK OLUR MU?

YAHU BU KADAR KEPAZELİK OLUR MU?

CKMP geçmişini işe katmazsak “ 9 Şubat 1969” da kurulmuş MHP’nin, yani nerde ise yarım asırlık bir partinin başında olacaksın ve türkiyenin en büyük şehirlerinde seçime girmeyeceğini ilan edeceksin.

Yahu olur olur da bu kadar kepazelik olur mu?
Oluyor işte!
İnanın, inanamadım…
Çünkü inanılacak gibi değil!

Beyefendi(!) bugün gazetecilerle yemek yerken yumurtlamış bunları!
Yumurtladığı yumurtalara bakar mısınız.

Diyor ki;
"MHP İstanbul'da bir aday çıkartarak kendi kendini kandırarak Türk siyasetinde varlığını devam ettiremez. Çünkü aday çıkardığınız vakit kazanabilecek oran bizim için geçerli.„

Çok merak ediyorum aday çıkartarak varlığını devam ettiremeyen bir parti, aday çıkarmayarak mı varlığını devam ettirecek?

Yani diyorki kazanamayacağım yerde seçime girmiyorum diyor.
Ben de diyorum ki madem İstanbul gibi, Ankara, İzmir gibi şehirlerde seçime girmeyeceksin o zaman neden varsın.
O partinin banisi yani kurucusu olan Başbuğ Alpaslan Türkeş bu işi senin kadar bimiyor muydu da, imkansızlıklar içinde her seçime giriyor, her seçimde aday gösteriyordu?

Demek ki kendin için varsın, demekki bir partinin geleceği, bir davanın geleceği değil, seni senin çıkarların ilgilendiriyor.

Esasında yaptığı ne biliyor musunuz.
Bu şehirlerde seçime girmeyeceğini beyan ederek, mahalli seçimlerde pek ittifak işine yanaşmayan Akp’ye güya ön ikramda bulunuyor.
Eğer bu ön ikramdan anlamazlarsa aklı sıra onlara sünnetçi korkusu da veriyor.

Bakın, diyor ki;
"Yerel yönetimler seçimi, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin kalıcı olabilmesi için izdüşümü olan bir seçimdir. Dolayısıyla bu seçimi önemsemek lazımdır.” diyor ve devam ediyor…

“24 Haziran öncesi ve sonrasında kendi aralarında ittifak oluşturanlar, 1946'dan bu yana uygulanmaya konmuş olan parlamenter sisteme dayalı bir dönüşü önermektedirler. 
Yani Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ni reddediyorlar ve parlamenter sisteme döneceklerini ifade ediyorlar. 
Bu anlayış için mahalli idareler seçimleri önemli bir araçtır. 
Yani mahalli idareler seçimlerinde bugün Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ni yönetenler beklenen sonucu alamazsa hemen Türkiye'de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin meşruiyeti üzerine bir tartışma başlatmaya niyetliler. 
Buna hazırlanıyorlar. 
Biz de bunları önleyebilmek için MHP olarak bir öneride bulunuyoruz. 
Bu öneri dört aşamalıdır. 
Birincisi, hem uluslararası kuruluşlar, hem Türkiye ile ilgilenen devletler ve onların bir takım odakları, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ni destekleyenlerin üç büyükşehirde istedikleri sonucu alamamaları durumunda, 'Sistem meşruiyetini kaybetmiştir, halk benimsememiştir. Bu sistemden ayrılmanın yolları nedir' diyerek bir istismar siyaseti geliştirebilirler. 
Üç büyükşehir Türk siyasetine damga vuran şehirlerdir. 
Türk siyasetini yönlendiren şehirlerdir.” diyor…

Bak bak bak kurnazı görüyor musun?
Kendini dünyanın en akıllısı, bizi de aptal sanıyor.
Kendi ağzıyla dediği lafa bak;
“Üç büyükşehir Türk siyasetine damga vuran şehirlerdir. 
Türk siyasetini yönlendiren şehirlerdir.” diyor…

Madem bu şehirler Türk siyasetine damga vuruyor, sen üç hilali bu şehirlerde nasıl seçimlere sokmuyorsun?

Çünkü senin derdin, ne MHP, ne ülkücü hareket, ne vatan, ne millet, ne devletin bekası hatta ne de bu bu milletin başına bela ettiğiniz tek adam rejiminin geleceği!..
Türkiye ile ilgilenen devletler, uluslararası kuruluşlar veya onlara bağlı odaklar falan felan hep işin bahanesi…

Senin derdin sensin sen, senin derdin oturduğun koltuk…
Sen de biliyorsun, bu mahalli seçimlerde şapkan düşecek, kelinin görünecek kelin…
Sen bundan korkuyorsun.
Onun için illa da ittifak derdine düştün.
Geçen genel seçimde olduğu gibi başkasının şemsiyesinin altına girerek, bitmişliğini, ülkücülerin indindeki iflasını saklamaya uğraşıyorsun.
Halbuki kişilik olarak elin şemsiyesinin altına girsen de bittin, girmesen de bittin…
Yani boşuna uğraşıyorsun.
Kendini rezil ettin ettin, hiç olmazsa üç hilali, yuvalarımızı, bizi rezil etme bizi…

Ne demek koskoca partinin üç büyük şehirde seçime girmemesi?
Koltuğundan korkmuyorsan neden korkuyorsun?

Başarının istenmediği yere gittiği nerde görülmüş?
Zafer her zaman zafere inanan neferlerle kazanılır, kalabalıklarla değil…
Sonra elin kalabalıklarından size ne? Bize ne?
Elin atına binerek nehir geçmeye kalkanlar, yarın en ufak derelerde bile boğulmaya mahkumdur bunu bimiyor musun?

“Fikir ona derler ki bir yol açsın, yol ona derler ki bir gerçeğe ulaşsın, bir hedefe ulaşsın”
Bu kafa ile, fikirde değil acaba bu saçma düşüncelerle nereye ulaşacağını sanıyor bu zavallı?

Şunu o kafanıza yazın.
Ben rahmetli Başbuğ’umuzla çok seçimler yaşadım…
% 2, % 2,5 aldığımız seçimler hatırlıyorum.
Ama hiç bir seçimden geri durduğunu hatırlamıyorum.

Geri durmadı çünkü en sıradan siyasetçi bile şunu bilir;
Yenilmek değil pes etmek insanı tüketir.
Siyasi partiler de aynen böyledir!
Az rey aldıkları zaman değil, yarıştan çekildikleri, aynen sizin gibi yarışı terkettikleri zaman kendilerini tüketirler.

Bunları size acıdığım için değil, üç hilale üzüldüğüm için yazıyorum.
Çünkü sizin niyetinizin üç hilali öldürmek olduğunu biliyorum.
Bu bir siyasi cinayettir.
Cinayete sessiz kalan cinayete resmen ortak olmuş sayılır.
Anladınız mı üç hilal sayesinde o ceylan derisi koltuklarda oturan Baylar?

Ozan Arif
20 Eylül 2018
Samsun

Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

BÖYLE HESAPSIZLIK GÖRÜLMEDİ: DEVLET NE ALACAĞINI NE DE BORCUNU BİLİYOR Erdal Erzincan’dan Orhan Gencebay’a çok konuşulacak kapak.. muhteşem olmuş İşke◇ce, Tec◇vüz, Yamyamlık! Böyle Bir Vahşet Filmlerde Bile Görülmedi... AKP’li vekil bombayı patlattı Şok olacaksınız.! Yoksa hepsi suçlu muydu..?