Anasayfa
09 Ocak 2018 ( 2394 izlenme )
Reklamlar

Soner Yalçın: Ülkenin yarısını bezdiren Erdoğan’ın “normal dışı davranışlarının” sırrı ne?Mutlaka okuyun!

Cu­mar­te­si­’y­di…

Ek­ran­da yi­ne Re­cep Tay­yip Er­do­ğan var­dı.

Oto­ri­ter, öf­ke do­lu ko­nuş­ma­la­rın­dan bi­ri­ni ya­pı­yor­du.

Ay­nen şöy­le de­di; “ma­ale­sef ruh kö­kü sa­kat tip­ler var; hâ­lâ ay­nı şey­le­ri ya­zı­yor­lar.”

14 ya­şın­da­ki oğ­lum, “ba­ba ben ar­tık te­le­viz­yon­lar­da hiç ha­ber sey­ret­mi­yo­rum; hep aynı­” de­di.

Biz­ler me­se­le­le­ri hep si­ya­si, eko­no­mik, kül­tü­rel bo­yu­tuy­la tar­tı­şı­yo­ruz. Oy­sa…

Ko­nu­nun bir de psi­ko­lo­ji-psi­ki­yat­ri bo­yu­tu var! 
14 ya­şın­da­ki bir ço­cu­ğun; sü­rek­li ba­ğı­ran, teh­dit­ler sa­vu­ran, in­san­la­rı aşa­ğı­la­yan bi­ri­ni tv ek­ra­nın­da gör­mek is­te­me­me­si nor­mal.

Pe­ki…

Er­do­ğan ni­ye böy­le?

“Ruh kö­kü sa­kat tip­ler va­r” di­yen Er­do­ğa­n’­ın ruh dün­ya­sı na­sıl?

Ko­nu­yu ken­di­si aç­tı…

O hal­de…

Ül­ke­nin ya­rı­sı­nı bez­di­ren Er­do­ğa­n’­ın “nor­mal dı­şı dav­ra­nış­la­rı­nı­n” ar­dın­da­ki gi­zi/sır­rı çöz­mek için ka­fa yor­ma­mız ge­rek­mi­yor mu?

Ve as­lın­da…

Me­se­le sa­de­ce Er­do­ğan de­ğil! Çev­re­ni­ze bir ba­kı­nız, yol­da, oto­büs­te, kuy­ruk­ta top­lum­sal ha­ya­tın her ala­nın­da ne çok “Er­do­ğa­n” var! Bun­lar; ev­re­nin/ül­ke­nin/şeh­rin mut­lak mer­ke­zi ola­rak salt ken­di­le­ri­ni gö­rü­yor!

Bu­nun kuş­ku­suz sos­yo-eko­no­mik ne­den­le­ri var; an­cak bu tür “çö­züm­le­me­ler­de­” ne­den­se psi­ko­lo­ji-psi­ki­yat­ri hep kap­sam dı­şı­na bı­ra­kı­lı­yor.

Bel­ki de Er­do­ğa­n’­ın hış­mın­dan kork­tuk­la­rı için ko­nu uz­man­la­rı­nın pek se­si çık­mı­yor! Bil­di­ğim; Psi­ki­yat­rist Dr. Ce­mal Din­da­r’­ın “Bi­’at ve Öf­ke­” ça­lış­ma­sı var.

Bir de… Prof. Dr. En­gin Geç­ta­n’­ın ki­tap­la­rın­da -isim ver­me­den- sa­tır ara­la­rın­da Er­do­ğa­n’­ın ki­şi­li­ği­ne iliş­kin müt­hiş sap­ta­ma­la­rı var. (“Rast­ge­le Be­n” gi­bi.)

Evet…

Er­do­ğa­n’­ın ide­olo­jik-si­ya­sal ama­cı­nın ne ol­du­ğu­nu bi­li­yo­ruz; bir “ka­ra ajan­da­”sı­nın bu­lun­du­ğu­nu “yet­mez ama evet­çi­” li­boş­lar bi­le ar­tık ka­bul edi­yor!

Ama… Be­nim üze­rin­de dur­mak is­te­di­ğim bu de­ğil!

Be­nim ara­dı­ğım; 14 ya­şın­da­ki oğ­lu­mu ya da Ge­zi Par­kı ço­cuk­la­rı­nı kız­dı­ran oto­ri­ter-bas­kı­cı Er­do­ğa­n’­ın bu sal­dır­gan­lı­ğı­nın te­me­lin­de han­gi psi­ko­lo­jik ger­çek­le­rin yat­tı­ğı­dır…

ERGENLİK SORUNU

Dinciler psikolojiden-psikiyatriden nefret eder!

Humeyni İran’da psikiyatriyi yasakladı…

Henüz Türkiye o aşamaya gelmedi! O halde sorumuzun peşine düşebiliriz…

Erdoğan’ı veya toplumsal hayatta sıklıkla karşılaştığımız “küçük Erdoğanları” ortaya çıkaran olguların nedeni kuşkusuz çok katmanlıdır.

Her benliğin bir kimliğe ihtiyacı vardır; kimlik, insanın benliğini sürdürmesi için yaşamsaldır. Oysa…

Türkiye’nin bir kişilik (kimlik) sorunu olduğu ve bunun her geçen yıl artığı somut sosyo-psikolojik bir gerçek.

Niye böyle?

Türkiye neden ergenlik krizini atlatamamışlar ülkesi haline geldi?

Normalde… İnsanın, kimlik krizini ergenlik çağında atlatması ve böylece özerk bir varlık olarak kendini geliştirmesi beklenir. Ama maalesef…

Türkiye’de bu ergenlik krizi atlatılamadığı için, kimlik sendromu/bunalımı yetişkinlikte de devam ediyor!

Bu tespitin ardından başka bir soruya geçmemiz gerekiyor:

Ergenlik krizi neden atlatılamıyor?

Çünkü çocuk, ergenlik çağına kadar olan kişilik gelişim evrelerini sorunlu geçiriyor. Anne-baba, baskıcı-engelleyici, cezalandırıcı, ilgisiz ya da yetersiz ise çocuk, bir “özerk varlık” oluşturamıyor. Yani… Ergenliği atlatamıyor ve yaşadığı hasarı bilinç altına atıyor.

Ve yetişkinliğinde, ebeveynine duyduğu bu bastırılmış öfkesini -uygun zemin bulduğunda- kişi ve kurumlara yöneltiyor!

Bir örnekle açıklamaya çalışayım:

Antik Yunan Tiyatrosu’nda sahnede iki grup vardı:

1) Oyuncular tarafından canlandırılan trajedi kahramanları.

2) O karakterlerin yaşadıkları üzerine yorumlarda bulunan koro.

Türkiye’de; neyin doğru neyin yanlış olacağına karar veren tek kişi etrafından kümelenen bir kumpanyanın oyunu sergileniyor.

O tek kişi, etrafına kimi oyuncuları toplamış ve bir oyunu sahneye koyuyor ama sorun var:

Ne yaparsa yapsın tepesinde koro var ve onların yarısı; yaptıklarını beğenmiyor!

İşte bu hoşnutsuzluk başrol oyuncusunda bir türlü aşamadığı ergenlik krizini ortaya çıkarıyor; ve bu eziklik sonucu; kendisi de dahil hiç kimseyi ve hiçbir şeyi sevmemenin yıkıcı isyanına sebep oluyor!

Biraz daha açayım…

OLGUNLAŞMAMIŞ KİŞİLİK

Ergenlik krizini atlatamayıp özerk bir varlık geliştiremeyen insan:

- Saldırgan eğilimli oluyor…

- Olaylar istediği yönde gelişmediğinde öfke nöbetleri geçiriyor…

- Orantısız güç kullanıyor…

- Farklı görüşlere tahammül göstermiyor…

- Sürekli olarak isteklerinin karşılanmasını bekliyor…

- Etrafındakilere aşağılayıcı davranışlarda-sözlerde bulunuyor…

- İnsanları/arkadaşlarını sadece kendine nasıl yararlı olacağına göre seçiyor…

- Herkesten daha akıllı-zeki olduğuna inanıyor…

- Kendisine ait bazı özellikleri başkalarına yansıtıp eleştiriyor…

- Kin duygusuna kadar uzanan dindirilemez öfkesi bir türlü bitmiyor…

- Kazanmakla yetinmeyip karşı tarafın yok olacak derecede kaybetmesini istiyor…

Yıkıcılık salt bunlarla sınırlı değil… Ortak insani değerler silikleştikçe, tarih de doğa da bundan nasibini alıyor! Kendisinden farklı gördüğü insanları sadece var oldukları için cezalandırmak istiyor!

Değersizlik duygusundan kurtulamadığı için kendisini; yücelttiği insanların ya da siyasal sistemin devamı olarak görüyor; ve altında gördüğü insanları kendi uzantısı olarak algılayıp, öyle davranıyor.

Ve işin özünde… Derin bir yalnızlığı vardır; “pazar yeri yalnızlığı..!”

Oysa…
ODA TV

Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

BUGÜNE KADAR OKUDUĞUNUZ YAZILARI UNUTUN ! BU BAŞKA OLMUŞ Türkiye'ye ilk kar yağdı! İbretlik bir yazı okumadan geçmeyiniz Taksici parası olmayan kadınının ücreti böyle ödeyeceğini düşünmedi Faydasını Gören Aspirin Almaya Koşuyor