Anasayfa
12 Ekim 2018 ( 822 izlenme )
Reklamlar

'TEVRAT'TA YAZILI KEHANETLER'

İRAN-IRAK SAVAŞI

1980-1988 yılları arasında İran ile Irak’ı savaştırdılar… Çünkü Tevrat öyle söylüyordu, işte o ayet;

‘Amots oğlu Yeşaya’nın Babil’le ilgili bildirisi: Feryat edin! Tanrı diyor ki, Kötülüğünden ötürü dünyayı, suçlarından ötürü kötüleri cezalandıracağım. Gümüşe değer vermeyen, altını sevmeyen Medleri onlara karşı harekete geçireceğim". 

Medler İran, Babil ise Irak’tır…

1 VE 2. KÖRFEZ SAVAŞLARI, IRAK

1 ve 2’nci Körfez savaşlarıyla Irak’ı yakıp yıktılar, bir milyonu aşkın insanı öldürdüler, Bağdat’ta taş üstünde taş bırakmadılar, kadınlara tecavüz ettiler…
Çünkü Tevrat öyle söylüyordu, işte o ayet;

‘Ben Tanrı, Sodom ve Gomora’yı nasıl yerle bir ettimse, Kildanilerin yüce gururu, Krallıkların en güzeli olan Babil’i de yerle bir edeceğim… Tanrı bir orduyu savaşa hazırlıyor. Öfkesinin araçlarıyla uzak bir ülkeden, dünyanın öbür ucundan bütün ülkeyi yerle bir etmek üzere geliyor. Feryat edin! 

Tanrı diyor ki… Gazaba geldiğim, öfkemin alevlendiği gün gökleri titreteceğim, yer yerinden oynayacak. Herkes kovalanan ceylan gibi, çobansız koyunlar gibi halkına dönecek, ülkesine kaçacak. Yakalananın bedeni delik deşik edilecek, ele geçen kılıçtan geçirilecek. Yavruları gözleri önünde parçalanacak, Evleri yağmalanacak, Kadınlarının ırzına geçilecek." 

Ortadoğu’ya bakıldığında, dünyanın öbür ucundan gelen ordu ABD ordusu
Reklamlar

 gibi, tecavüz edilen kadınlar da Babilli yani Iraklı gibi…

İSRAİL PLANI TEVRAT AYETİNE GÖRE YAPILMIŞ

Bir de bu yaptıklarının adına strateji deyip İsrail için plan yaptılar, işte İsrail planı;

'İRAN SAVAŞI IRAK'I PARÇALAR'

‘Bir taraftan petrol zengini olan ancak diğer taraftan parçalanmış bir ülke olan Irak’ın İsrail’in hedeflerine aday olması garantidir. Bizim için Irak’ın feshi, Suriye’nin feshinden bile daha önemlidir. Irak Suriye’den daha güçlüdür. Kısa vadede İsrail’in en büyük tehdidi Irak’ın gücüdür. Bir Irak-İran savaşı Irak’ı parçalayacak ve bize karşı geniş bir cephede çatışma organize etmesine imkan vermeden çökmesine sebep olacaktır." 

'IRAK ÜÇE PARÇALANMALI'

"Araplar arasındaki her türlü çatışma kısa vadede bize yardımcı olur ve Suriye ve Lübnan’da olduğu gibi önemli bir hedef olan Irak’ın parçalanması için yolu kısaltır. Osmanlı döneminde Suriye’de olduğu gibi Irak’ta da etnik/dini bazda bölgelere bölünme mümkündür. Üç büyük şehir etrafında üç (veya daha fazla) eyalet var olacaktır: Basra, Bağdat ve Musul ve güneydeki Şii bölgeler Sünni ve Kürt kuzeyden ayrılacaktır. Mevcut İran-Irak çatışmasının kutuplaşmayı derinleştirmesi olasıdır.’

İsrail planının yemez deyip, üstüne bir de ABD planı(BOP) hazırladılar, işte BOP;

'KÜRT DEVLETİ KURULMALI'

‘Diyarbakır’dan Tebriz’e kadar uzanan bağımsız bir Kürdistan, Bulgaristan ve Japonya arasında en Batı yanlısı devlet olacaktır. Bölgede yapılacak adil bir düzenleme Irak’taki üç Sünni ağırlıklı bölgeyi budanmış bir devlet haline getirecektir ve bu bölgeler zaman içerisinde Akdeniz’e yönelmiş bir Büyük Lübnan’a kıyılarını kaybetmiş olan Suriye ile birleşmeye karar verebilir ki bu durumda Fenike yeniden doğmuş olur’ .

Irak’ta Sünni bölgenin biri Mesud Barzani gibi, diğeri İŞİD gibi…

SURİYE SAVAŞI

İşin içine Suriye’yi de kattılar, Şam içinde taş üstünde taş bırakmadılar, yüz binlerce insanı öldürdüler… Çünkü Tevrat öyle diyordu, işte o ayet;

‘Şam’la ilgili bildiri: İşte Şam kent olmaktan çıkacak, Enkaz yığınına dönecek. Efrayim’de surlu kent kalmayacak, Şam’ın egemenliği yok olacak... Eyvah, çok sayıda ulus kükrüyor, azgın deniz gibi gürlüyorlar. Halklar güçlü sular gibi çağlıyor. Halklar kabaran sular gibi çağlayabilir, Ama Tanrı onları azarlayınca uzaklara kaçacaklar. Rüzgarın önünde dağdaki saman ufağı gibi, Kasırganın önünde diken yumağı gibi savrulacaklar. Akşam dehşet saçıyorlardı, sabah olmadan yok olup gittiler. Bizi yağmalayanların, bizi soyanların sonu budur.’ 

Şam’da hala taş üstünde taş kalmıyor gibi…
İsrail için deyip, bir de bunu plana bağladılar, işte İsrail planı; 

'SURİYE PARÇALANMALI'

‘Suriye etnik ve dini yapısına istinaden tıpkı bugün Lübnan’da olduğu gibi birkaç eyalete bölünecek ve kıyıda Şii-Alevi bir eyalet, Halep bölgesinde Sünni bir eyalet, Şam’da Kuzey komşusuna düşman olan bir diğer Sünni eyalet olacak ve Dürziler de belki bize ait olan Golan’da, mutlaka Havran’da Kuzey Ürdün’de başka eyaletler kuracaklardır. Bu gelişmeler uzun vadede barış ve güvenlik için garantör olacaktır ve bu hedef bugün bile erişebileceğimiz bir noktadadır.’ 

TEVRAT'TA MISIR SAVAŞI

Bunların hiç biri yetmedi, Mısır’ı da işin içine çektiler; ‘Arap Baharı’ deyip kardeşi kardeşe kırdılar, yüz binlerce insan hayatından oldu…Çünkü Tevrat öyle diyordu, işte o ayet;

‘İşte Tanrı hızla yol alan buluta binmiş Mısır’a geliyor! Mısır putları O’nun önünde titriyor, Mısırlıların yüreği hopluyor. Tanrı diyor ki, Mısırlıları Mısırlılara karşı ayaklandıracağım; Kardeş kardeşe, komşu komşuya, kent kente, Ülke ülkeye karşı savaşacak. Mısırlıların cesareti tükenecek, Tasarılarını boşa çıkaracağım. Yardım için putlara, ölülerin ruhlarına, Medyumlarla ruh çağıranlara danışacaklar. Mısırlıları acımasız bir efendiye teslim edeceğim, Katı yürekli bir kral onlara egemen olacak.’ 

Buradaki Mısır, Tahrir meydanında birbirini kıranlar Mısırlılardır…
Hep İsrail için, Mısır’ı da planlara dahil ettiler adına yine İsrail için strateji dediler; işte o plan;

'MISIR PARÇALANMALI'

’Mısır’ı coğrafi olarak farklı bölgelere bölmek İsrail’in Batı cephesindeki politik hedefidir. Mısır birçok otorite merkezine bölünmüş ve parçalanmıştır. Eğer Mısır parçalanırsa, Libya, Sudan ve hatta daha uzaktaki devletler mevcut şekilleri ile varlıklarını sürdüremez ve Mısır’ın çözülmesi ile birlikte onlar da çöküşe katılır. Mısır’ın yukarı bölümünde Hıristiyan Kıpti bir devlet ile birlikte merkezi bir hükümet olmadan bölgesel güçleri ile bir kaç zayıf devlet düşüncesi tarihi gelişimin anahtarıdır ve barış anlaşması ile sekteye uğramış olsa bile uzun vadede kaçınılmazdır’ . 

VAAT EDİLMİŞ TOPRAKLAR MESELESİ

Büyük İsrail neresi biliyor musunuz; Nil’den Fırat’a vaat edilmiş topraklar…
Çünkü yine Tevrat öyle diyor, işte o ayet;

‘O gün Mısır’la Asur arasında bir yol olacak. Asurlu Mısır’a, Mısırlı Asur’a gidip gelecek. Mısırlılarla Asurlular birlikte tapınacaklar. O gün Mısır ve Asur’un yanı sıra İsrail üçüncü ülke olacak. Dünya bu üçü sayesinde kutsanacak. Tanrı, ‘Halkım Mısır, ellerimin işi Asur ve mirasım İsrail kutsansın’ diyerek dünyayı kutsayacak.’ 

Mısır bildiğimiz Firavunlar diyarı Mısır… Asur bildiğimiz Irak…

SONUÇ

Özal ve Erdoğan siyaseti 1991 ve 2003 Körfez Savaşları ile 2011 Suriye krizinde aldığı karar ve yaptığı uygulamalarla Tevrat’ın kehanetlerine hizmet etmiş oldukları görülüyor, belki bilerek belki de hiç bilmeden…

KÖRFEZ SAVAŞLARI

Türkiye’yi fiilen bugünlere taşıyan siyasetin iki dönüm noktası vardır: Birincisi, 1991 Körfez, ikincisi ise 2003 Körfez savaşıdır.

1991 KÖRFEZ SAVAŞI

Birinci Körfez savaşında Kuveyt’in işgali gerekçe gösterilerek Irak’a fiilen askeri müdahalede bulunulmuştur. Bu müdahale sonrasında Irak kuzeyinde Barzani devlet yapısının temeli atılmış, pkk terör örgütü de silahlı güce dönüştürülmüştür.

Savaşı başlatan ABD’dir, destekleyen de Özal siyasetidir. 2007 yılında Genelkurmay Başkanlığı Körfez Savaşı’na kaybeden tarafından Türkiye olduğunu şöyle açıkladı:

‘GÜVENLİ BÖLGE TÜRKİYE’NİN ALEYHİNE OLDU’

‘Körfez Savaşı sonrasında 36’ncı paralelin kuzeyinin Saddam’a yasaklanmasıyla, kuzeydeki insanları korumakla birlikte aynı bölgede PKK’ya korunma bölgesi oluşturmuştur ve bugünkü durumu yaratmıştır. Hala da bu durum artarak devam etmektedir. Karakolların basılması, kitle halinde zayiat verdiği dönemler hep bu döneme rastlar.’

KAYBEDEN TÜRKİYE

Sonuçta Türkiye, savaşa girmediği halde 1’nci Körfez Savaşı’nda kaybeden taraf oldu.
Savaş sonrası Saddam’ın Kürt is yanlarını bastırmak için Irak kuzeyindeki Barzani peşmergelerine saldırması, bunun sonucunda ortaya çıkan sığınmacı sorunu, dünya kamuoyu gündemine Kürt sorunu olarak çekilmiş olup, Türkiye hala bu sorunla uğraşmaktadır.

Yıl 2003… İKİNCİ KÖRFEZ SAVAŞI

ABD Irak’a karşı savaş başlattı ve bu savaşta Türkiye ABD’ye destek verdi.
Bu savaşta Türkiye kaybeden taraf oldu; kırmızı çizgileri çiğnendi, Kerkük işgal edildi; PKK terör örgütü siyasi güce dönüştürüldü; Barzani siyasi güç oldu Türkiye açısından milyonlarca dolar ekonomik kayıp yaşandı.

ABD'DEN BİR TAŞLA ÜÇ KUŞ

ABD bu işi Türkiye’deki siyasi iktidar eliyle başardı; hem harekat yaptı, hem Türkiye’deki üsleri kullandı, hem Irak’a ambargo uygulatıp sıkıştırdı hem de Türk Ordusu’nun elini kolunu da bağladı…

ÖZAL’LA BAŞLAYAN SÜREÇ DEVAM EDİYOR

1’nci Körfez Savaşı’nda bu oyunu ABD adına Özal oynamıştı; Türk Ordusuna olası bir savaşta siyasi direktif vermeyerek saf dışı bırakmıştı. Zaten Genelkurmay Başkanı Orgeneral Torumtay bu nedenle istifa etmiş ve ‘şak derse tak der yaparım’ diyen zihniyetler iş başına getirilmişti.

2’nci Körfez Savaşı’nda bu oyunu ABD adına bu kez Meclis’te siyasi dengeleri değiştirme gücüne sahip herkes adına Gül ve Erdoğan oynadı; önce ‘hayır’ denilen tezkere ile bırakın Türk Ordusu’nun Irak’a girmesini, akisne ABD’nin Türk Ordusu’na saldırmasının bahanesi yaratıldı ve 20 Mart günü ‘evet’ denilen tezkere ile de Türkiye’nin bütün desteği ABD’ye verildi. 1 Mart ile 20 Mart arasında ne olmuştu derseniz, Erdoğan Başbakan olmuştu…

GENEL KURMAY GERÇEĞİ AÇIKLIYOR

Yıllar sonra Genelkurmay Başkanlığı, 2003 Körfez Savaşı’nın Türkiye açısından sonucu şöyle açıkladı:

“TÜRKİYE BU SAVAŞTAN ZARARLI ÇIKTI”

‘İkinci Körfez Savaşı’ndan sonra Türkiye yine iki nedenle zararlı çıkmıştır. Bir; coğrafyasına hapsolmuştur. İki; PKK çok büyük bir serbestlik kazanmıştır ve çok miktarda silah ve malzeme, dağılan Irak ordusundan ele geçirilmiştir.

Daha önceleri PKK ile mücadele içinde olan Kuzey Irak’taki Kürt gruplarından bir tanesi ki bir zamanlar KYB, PKK ile birlikte o Kürt grubuna saldırıyordu, şimdi doğal bir müttefik haline gelmiştir ve Kuzey Irak’ta çok büyük bir hareket serbestisine sahiptir. Eskiden katırlarla gittikleri yere şimdi taksilerle gidiyorlar. Buna ait görüntüler elimizde. Bu da ikinci Körfez harekatının Türkiye açısından olumsuz bir sonucu olmuştur.’

ABD işgali sonucu Irak’ın parçalanmaya yüz tuttuğunu da Genelkurmay Başkanlığı şu sözlerle altını çizdi:

“BARZANİ BAĞIMSIZLIĞA GİDEN KÜRT DEVLETİ TEMELİNİ KURDU”

‘Yine Kuzey Irak’a baktığımız zaman şöyle bir durum ortaya çıkıyor; hazırlanmış olan bir taslak anayasa var. Bu iyi incelendiğinde şu görülmektedir: Kağıt üzerinde federal bir yapı oluşturuluyor. Güney Şii bölgesi, Sünni bölgesi ve Kürt bölgesi diye üç bölge. Ama anayasanın içindeki hükümleri iyi incelediğinizde, bunun değil federasyon, konfederasyon bile olmadığı, gevşek bir konfederasyon yani kopmaya hazır bir konfederasyon şeklinde olduğu görülmektedir.

Zaten tarihe de baktığımızda konfederasyonların uzun süreli yaşamadıklarını görüyoruz. Ya kopmuşlardır ayrı devletçikler kurmuşlardır ya da üniter bir yapıya kavuşmuşlardır. Bunların örnekleri var.’

Genelkurmay bir adım daha ileri giderek Irak’ta bir Kürt devleti kurulmakta olduğunu Türk milletine ve Türk siyasetine ilan etti:

“HEM PKK GÜÇLENDİ HEM BARZANİ GÜÇLENDİ”

‘PKK’nın varlığı orada kök salmıştır. Çünkü Kuzey Irak’ta, Irak güvenlik kuvvetlerinden bir tane silahlı insan dahi bulunmamaktadır. Bugün Süleymaniye hava meydanına indiğiniz zaman, ziyarete gidiyorlar, onu sadece Kürt bayrakları karşılar. Irak bayrağı yoktur. Karşılama töreninde de Kürt milli marşı çalar. Irak’ın marşı yoktur. Şu anda Kuzey Irak’ta durum budur.

Federal bir yapıda bazı şeyler merkezi olur. Kuzey Irak’ta merkez bankası kuruldu. Bunun anlamı her yönüyle diğerlerinden ayrı müstakil bir yapı oluştu. Merkez bankası para basıyor. Kendi parasını kullanıyor. Böyle bir yapı var.’

Ve Genelkurmay Başkanlığı bu durumun önüne geçilmesi için, kamuoyu önünde Hükümet’ten yetki isteyecek kadar işin önemini Türk Milleti ve Devlet kadrolarına duyurmaya çalıştı, şöyle ki;

“HAREKAT YAPILMASI ŞART ANCAK HÜKÜMETİN DİREKTİF VERMESİ LAZIM”

‘Peki, Kuzey Irak’a bir operasyon yapılmalı mı? Evet, yapılmalı. Olayın iki boyutu var. Birincisi sadece asker olarak baktığım zaman, evet yapılmalı. Fayda sağlar mı? Evet, sağlar. Olayın ikinci boyutu, siyasi olaydır. Bir hudut ötesi operasyon yapılması için bir siyasi kararın ortaya çıkması lazım. TSK, yasal zeminde görev verildiğinde bu operasyonları yapma gücüne fazlasıyla sahiptir.”

HAREKATA İZİN VERİLMEDİ

Şubat 2008’de Irak kuzeyindeki Zap terör kampına yapılan yedi günlük bir güç gösterisini saymazsanız, Kuzey Irak’a hiç askeri harekât yapılmadı, izin verilmedi oysaki Erdoğan siyaseti istemiş olsaydı Türkiye bu savaştan kazanan taraf olarak çıkabilecekti…

TÜRK ORDUSUNU KUMPASLA VURDULAR

Özal ve Erdoğan siyasetleri eliyle Türk Ordusu sadece coğrafyasına hapsedilmekle kalmadı, Temmuz 2007’de başlatılan kod Ergenekon kumpas soruşturmasıyla, Türk Milletini yaratılışının destanı olan Ergenekon’la Türk Ordusu tam da kalbinden vuruldu…

Erdal Sarızeybek

Kaynaklar:

Tanah/ Tevrat
BOP(Büyük Ortadoğu Projesi
Kivunim, Şubat 1982, Büyük İsrail Projesi
12 Nisan 2007, Genelkurmay Başkanlığı'nın resmi basın açıklaması

Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

İmamları ineğe benzettiler! Bir kadın Adana’dan otobüse binmiş İstanbul’a gidiyormuş. Çok susayınca muavini çağırıp su istemiş. İLBER HOCA'DAN KURŞUN GİBİ ÇIKIŞ!. ERDOĞAN-TRUMP GÖRÜŞTÜ... ORTALIK KARIŞTI!..